Tasarım, değişen insan ihtiyaçlarıyla birlikte kendini yenilerken değişen doğal parametreler karşısında da kendisini sürekli günceller. Antik çağlardan bu yana insanın içinde olan ve doğal olarak da genetik bir kod gibi benimsediği tasarlama isteği, yeni ihtiyaçlara ve estetik algılara göre yeni mekanları ve objeleri beraberinde getirir. İçinde bulunduğumuz bu çağda ise iklim değişikliği, hızlı kentleşme, yapılaşma, doğanın giderek çevremizden uzaklaşması gibi yeni olgular tartışmaya başlanıyor.

Tasarım ise mimarlık, iç mimarlık, endüstri ürünleri tasarımı gibi çeşitli dallarda, ortaya çıkan bu gibi sorunlara çözüm bulmak için yeni yollara başvurur. Bu anlamda çevre duyarlılığını vurgulamak adına pek çok sertifika programı da gündeme geliyor. “Yeşil” sertifikalar alanında öne çıkan önemli programlardan biri de iç mekan hava kalitesini artırmayı ve kimyasal yayılmayı en aza indirmeyi amaçlayan “GREENGUARD.” Bu sertifikaya uygun üretimler yapan Bürotime, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de tasarımın çevreye ve insan sağlığına duyarlılığını göstermesi açısından diğer firmalara öncülük ediyor.

Tasarımda Yeni Yollar

Pek çok farklı sertifika programı tarafından ana amaç edinilen ekolojik ve sürdürülebilir tasarım anlayışı, gelecek için daha yeşil bir dünya bırakma amaçlarımızı gerçekleştirmeyi hedefliyor. Ekolojik tasarım kısaca doğal kaynakların en verimli şekilde kullanılmasını tanımlar ve kullanılan malzemeden tasarımın diline kadar yenilenebilir kaynaklardan beslenir. Bu sayede dünyadaki hava döngüsünden su döngüsüne, hayvan ve bitki topluluklarının doğasını korumaktan insan sağlığına kadar olumlu bir döngü yaratır. Sürdürülebilir tasarım da aslında bu noktada devreye girerek kendi kendisini sürdürebilme becerisine sahip olan çalışmaları tanımlar.

Geri dönüştürülebilen malzemeler, bu anlamda sürdürülebilir tasarımlar için oldukça önemlidir. Ancak sürdürülebilirlik, bunun bir adım ötesine giderek uzun süreli kullanımları yani bir ürün tasarımının ya da bir mekan tasarımının dayanıklılığını da ifade eder. Örneğin ahşap malzemesi, ekolojik ve sürdürülebilir tasarım için önemli bir materyal olarak karşımıza çıkar. Ağaçlar havadaki karbonu tutarak çevreye oksijen verir, böylece dünyadaki canlıların daha sağlıklı yaşamalarını sağlar. Endüstriyel ormanlardan elde edilen ahşaplar da aslında ürün sağlamanın yanı sıra ekolojik anlamda da fayda sağlar. Ahşap, aynı zamanda geri dönüştürülebilir, doğada çözünebilir, farklı şekillerde yeniden kullanılabilir bir malzemedir. Bu sebeple de ahşap tasarımları aynı zamanda sürdürülebilir ve ekolojik bir tasarım öğesi olarak kabul görür.

Daha İyi Bir Dünya İçin: Ekolojik ve Sürdürülebilir Tasarım Anlayışı

Çağlar boyunca doğa ile etkileşimde bulunan insanlar, geçmişten gelen çevresel güdülerini de tasarımlarına yansıtmayı, yeşili sürekli merkezine alarak kendisine daha sağlıklı mekanlar yaratmayı amaçlar. Sürdürülebilirlik, bu ekolojik döngünün yanında davranışsal, sosyal ya da soyut anlamda da sürdürülebilirliği ifade eder. Bir mekanın konforu, mekanda bulunan objelerin kalitesi, insanı daha iyi hissettiren doğal materyalleri barındırması sürdürülebilir bir yaşam alanı yaratır. Bu durum, hem fiziksel hem de mental olarak insanın kendisini daha mutlu, zinde ve hatta tazelenmiş hissetmesini kolaylaştırır. Nitekim araştırmalar, doğal malzemelerin bulunduğu bir yaşamda vakit geçirmenin insan sağlığı açısından ne denli önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

Tasarım, bu noktada önemli bir rol üstlenerek dünyanın içinde bulunduğu bu çağda yüzleştiği sorunları en aza indirgemek için kendisine yenilikçi yeni anlayışlar üretiyor. Bu arayış içerisinde insanın varlığını da unutmayarak, insan ve doğa etkileşimini maksimuma çıkarmayı ve bu sayede insanın, doğa üzerindeki yıkıcı hakimiyetini de kontrol altına almayı hedefliyor. Ekolojik ve sürdürülebilir tasarımlar, gelinen bu noktada çevreye olan duyarlılığı daha da artırmayı ve gelecek kuşaklar için daha yeşil bir dünya yani yaşam alanı bırakılmasını sağlayacaktır.