Bauhaus sanat akımı, işlevsellik ve estetiği birleştiren bir tasarım prensibi olarak bilinir. Sanayileşme sonrası girilen modernleşme sürecinde sanatçıya, aslında bir zanaatkar olduğunu ve zanaatı olmadan sanatının bir anlam ifade etmediğini hatırlatır. Sanatçıyı, zanaatkarlar loncasının en üst seviyesinde konumlandırır. 1850 yılından bu yana etkisini gösteren bu anlayış, 1919 yılında Alman mimar Walter Gropious tarafından Weimar’da kurulan Bauhaus Sanat ve Tasarım Okulu ile ölümsüzleştirilmiştir. Weimar’dan Dessau’ya, oradan da Berlin’e taşınan okulda verilen temel sanat eğitimleri, bugün dünya çapında birçok mimarlık ve güzel sanatlar fakültesinin müfredatında yer alır. Sanayileşme ile artan üretim hızına hem fonksiyonel hem de estetik ürünlerle ayak uydurmayı hedefleyen Bauhaus akımı; sanat ile endüstri kavramlarını tek çatı altında birleştirir. Mimarlık, resim, heykel gibi birçok sanat dalının yanı sıra; şehir planlama ve endüstriyel tasarım alanlarında da büyük bir etki yaratmıştır. Aşırı soyut, işlevsellikten uzak ve karmaşık eserler; Bauhaus sanat akımı ile yerini fonksiyonel, kullanışlı ve sade tasarımlara bırakmaya başlar. Günümüzde yapılan modern tasarım çalışmaları ve mimari yapıtların birçoğu da Bauhaus’un temel prensiplerini esas alır.

Görsel: https://www.pexels.com/
Bauhaus Sanat Akımının Mimariye Etkisi

Mimaride modernizmin popüler hale gelmesi, günlük hayatı kolaylaştıran bir unsurdur. Gerek dış cephe tasarımlarında, gerekse iç mekân dekorasyonunda sadeliği ve işlevselliği bir araya getiren çalışmaların, mümkün olduğunca gösterişten uzak olması amaçlanır. Böylece tasarım ya da dekorasyon, gereksiz detaylardan arındırılmış bir biçimde fonksiyonel, net ve okunaklı bir hal alır. Bu yalın anlayışın temeli Bauhaus sanat akımından gelir. Bauhaus döneminde kullanılan tamamen saydam dış cepheler, bugün modern mimarinin merkezinde yer alır. Mobilya tasarımlarında sert hatlara sahip geometrik formların kullanılması, yine Bauhaus’un endüstriyel tasarıma bakış açısıyla uyumludur. Bauhaus ekolüyle tasarımları soyut detaylarla ihtişamlı hale getirme çabası ortadan kalkar ve fonksiyonellik üzerine daha verimli çalışmalar yapılır. Bu da günlük hayatta hem göz yoran detaylardan uzak kalmayı hem de fonksiyonel çözümlerle mekân gereksinimlerinin daha kolay bir şekilde karşılanmasını sağlar.

Görsel: https://www.bauhaus100.com
Bauhaus Sanat ve Tasarım Okulu’ndan Günümüz Üniversitelerine

Bauhaus; tasarım dünyasına damgasını vurmuş, güçlü bir ekoldür. Bu ekolde, her tasarımcı kendi yöntemini özgürce uygulayabilmelidir. Bauhaus ekolünü benimseyen eğitim kurumları; öğrencilere bu özgürlükçü bakış açısını kazandırmayı hedefler. Aynı kurum içinde çeşitli zanaatler öğretilirken bir yandan da öğrencilerin sanatsal yetenekleri güçlendirilir. Bauhaus Sanat ve Tasarım Okulu’nda mimarlık haricinde çocuk mobilyaları tasarımı, fotoğrafçılık, heykeltıraşlık, şehir planlama, afiş ve reklam tasarımı gibi bölümler de yer alır. Günümüz üniversitelerine baktığınızda bu meslek gruplarının iki farklı şekilde birbiriyle ilişki kurduğunu görebilirsiniz. Bazı üniversitelerde mimarlık fakültesi ve güzel sanatlar fakültesi birbirinden ayrıdır. Ancak mimarlık fakültesi kapsamında; mimarlık, iç mimarlık, peyzaj mimarlığı, endüstriyel tasarım ve şehir planlama gibi farklı disiplinlerin buluştuğu görülür. Bazı üniversitelerde ise bu iki fakülte bir arada konumlandırılır ve Güzel Sanatlar Fakültesi çatısı altında toplanır. Böylece zanaat ve sanat dalları tam anlamıyla bir araya gelmiş olur. Tüm bu meslek kollarının ortak noktası tasarımdır ve tasarım; hayatın hemen her anında karşınıza çıkar. Bauhaus’un bakış açısıyla yaklaştığınızda; ilgilendiğiniz alan hangisi olursa olsun, yapacağınız tasarımlarda işlevselliği asla göz ardı edemezsiniz. Bu prensibe göre zanaatkarlar sanatçı gibi düşünebilmeli, sanatçılar ise zanaatkarlar gibi çalışabilmelidir.

Kaynak: Twitter /hadrianus2000
Bauhaus’un 100. Yılında İki Yeni Müze

Bauhaus ekolünün 100. kuruluş yılı olan 2019’da mevcut Bauhaus binalarının restorasyon ve renovasyon projelerine hız verildi.  Bu projelerin yanı sıra yıl içinde Bauhaus’a saygı duruşu niteliğinde iki müze açılması planlandı. Nisan 2019’da Walter Gropious’un Bauhaus Sanat ve Tasarım Okulu’nu kurduğu Weimar kentinde Bauhaus Museum Weimar kapılarını açtı. Berlinli mimarlar Heike Hanada ve Benedict Tonon tarafından tasarlanan ve mimari açıdan Bauhaus ekolünün kusursuz bir yansıması olan müzede o dönemin öğrencileri tarafından tasarlanan ve üretilen nesneler, projeler sergileniyor. Okulun ikinci yerleşimi olan Dessau’daki Bauhaus Museum Dessau’nun ise Eylül 2019’da açılması bekleniyor. Dessau’daki müze binasının tasarımı, 831 projenin katıldığı uluslararası mimari yarışma sonucu belirlendi. Bauhaus ekolünün modern ve işlevsel yönünü başarıyla yansıtan müze binası, Mimar González Hinz Zabala tarafından tasarlandı.

Tasarım ve mimari dünyasından en güncel haberler için burotime.blog‘u takip edebilirsiniz.